Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
1
My Yeniköy Fm / iletişim
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 24, 2019, 09:23:10 ÖÖ »
Bize Ulaşın Hizmet
e-postanız hakkında daha fazla bilgi almak için telefon veya iletişim formu aracılığıyla bizimle kolayca iletişim kurabilirsiniz.
https://goo.gl/maps/58MCMTeVDwbNzZA97
2
Aramızdan Ayrılanlar / Hacı Mehmet Koc
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 05, 2019, 11:38:14 ÖS »
  • ADI SOYADI: MEHMET KOÇ
  • YAŞI:85
  • MEYDAN CAMİİ -ÖĞLE NAMAZI
  • DEFİN YERİ:Y.TEKKE 46.ADA MEZARI
  • TAZİYE ADRESİ:FERHATBOSTAN MAH CAHİT ZARİFOĞLU CAD ŞAFAK APT A GİRİŞ
  • TELEFON:ABDULLAH KOÇ



 
3
My Yeniköy Fm / MY Yeniköy FM Android
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 07:25:52 ÖÖ »

MY Yeniköy FM mobil uygulamasıyla, radyonuz her zaman yanınızda.
Açıklama
radyomuz Yeniköy Fm Siz Siz Dinleyici Kitlemiz İçin var Gücümüz İle Çalışıyoruz
Android telefon veya tablet üzerinde My yeniköy fm APK nasıl kurulur?
MY Yeniköy FM APK dosyasını apkpure.ai adresinden indirin, ardından aşağıdaki adımları izleyin:

Telefon Ayarlarını Güncelle
Telefonunuzun Ayarlar sayfasına gidin
Güvenlik veya Uygulamalar öğesine dokunun
Bilinmeyen Kaynaklar kutusunu işaretleyin
OK ile onayla
İndirmeye git
Dosyalarım veya Dosyalarım'a giderek cihazınızdaki İndirilenler'i açın.
İndirdiğiniz APK dosyasına dokunun (com.myyenikoyfm.liderhost-v1.0.0.apk)
İstendiğinde Kur öğesine dokunun, indirdiğiniz APK dosyası cihazınıza yüklenecektir.

MY Yeniköy FM_v1.0.0_apkpure.com.apk (5.1 MB)
4
Yeniköy / Ahududu & bogurtlen Yetistiriciligi
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:46:04 ÖÖ »
Meyvecilik Araştırma İstasyonu Müdürlüğüsonra ilkbaharda ince sürgünler uzaklaştırılmalı ve her bitkide 5 - 6 dal bırakılmalıdır.
Daha sonra bunlar telli sistemlerde teller
üzerine uygun aralıklarla muntazam
dağıtılmalıdır.Böğürtlen tam olgunluğa geldiği zaman
hasat edilmelidir. Genelde çeşitler
kendilerine has renklerini almış koyu siyah
renkte olmalı ve meyve sapları hafif
esmerleşmiş olmalıdır. Ancak hasat zamanı
tespitinde en önemli husus meyvelerin
kolayca salkımdan ayrılabilecek durumda
olmasıdır. Çünkü bazı çeşitlerde meyve rengi siyahlaştığı halde tam
olgunlaşmamış olabilirler. Böğürtlen hasadı, sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Böğürtlenler genellikle dikimden 3 - 4 yıl sonra tam verime yatmaktadırlar.
Ekonomik ömürleri ahudutlarından fazla olup 15 - 20 yıl kadardır. Tam olgunluğa erişmiş meyveler hemen hasat edilmelidir. Hasadın birkaç gün gecikmesi meyvelerin yumuşamasına ve bozulmasına neden olmaktadır.İyi bakımlı bahçelerde 1 dekar alandan en az 2 ton ve daha fazlası ürün
alınabilmektedir. Bir işçi saatte ortalama 7 - 8 kg böğürtlen toplayabilmektedir. Böğürtlenler genelde kural olarak sofralık tüketim için toplandıklarında haftada iki defa, sanayi için ise haftada bir defa hasat edilirler. Böğürtlenlerin hasat
süresi, meyvelerin olum devreleri uzun olduğu için 60 gün devam edebilmektedir. Hasattan hemen sonra meyveler soğuk bir yere konulmalıdır.Telefon: 0 246 313 24 20 - 21Faks: 0 246 313 24 25E-posta: marim@marim.gov.trİnternet :MAREM   Pdf:Ahududu & bogurtlen Yetistiriciligi - PDF
Kızılçubuk Mah. 2. Sok. No: 4632500 Eğirdir / Isparta
5
Şair Mustafa Yaralı / ...Askim icin...
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:37:19 ÖÖ »
...Askim icin...
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.
Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.
Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.
MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL...   (..A-I..)
 
6
General Discussion / VAKTE DIKKAT ET!..
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:29:39 ÖÖ »
Vakte dikkat et... Sabahın buğusunu değdir göğsüne, yapraklarında taze şebnemler ağırlayan bir gül gibi aydınlığa uyan. Göz kapaklarını araladığında seni nice aldanışlara düşüren düşlerden uyandığın gibi gönlünü de aç ki kalbinin ufkuna nice muştu güneşleri doğsun. Ellerinde dualar kelebekler gibi uçuşsun. Kimliksiz, isimsiz, önemsiz bir nutfenin ana rahmine tutunup insan olmaya yolculanması gibi, sen de var-yok arası varlığını, vefasız dudaklar arasında silinmeye ayarlı adını, bir mezar taşının insafına kalacak hatırını, Rabbinin rahmet kucağına bırak...

Dünyanın güneş gibi başına dikilip sözüm ona sahiciliğini, kalıcılığını sımsıcak kalbine düşürdüğü öğle vakitlerinde, telaşlardan sıyrıl, oyunlardan uzaklaş.. Ellerini kaldır tekbire, Onu büyüklerken başka her şeyi küçük bil. Önemini na yönelmekte bil. Şimdilik burada olduğunu, ama şimdilik olduğunu hatırla... Terkedeceğin gölgelerde, seni terkedecek gölgelerde oyalanma.. Bir tekbir ile dünyayı arkana at. Elinin tersiyle geride bırak gündelik sevdaları...Oynamıyorum! de. Seni herkesle ve her şeyle buluşturacak Rabbinin sılasına yönel. Yol açık, yola çık...

Gölgen uzadığında yeryüzündeki varlığının da azaldığını hatırla. Ne çok hatıran varsa, o kadar az ömrüm kalmış demektir... Gölge gibidir yaşanmışlıklar; onlar ardın sıra uzanıp çoğalırken ömürden nasibinin azaldığını haber verirler. Gölgelerin uzadığı ikindinin hüznüne, ihtiyarlığın habercisi gibi bak.. Şakaklarına kar yağan adamların toprağa yönelen yüzlerini giyin... Bedenini taşıyamayan acuzelerin kalplerine devşirdiği tesellilerin ardına düş. Hüsrana uğrayanların en sonunda yaşayacağı pişmanlığı düşür göğsüne..

Akşam vakti erişince, ufuklara kan ağlatan vedaları taşı yüreğine... varlık güneşin battığında seni sen eyleyecek yıldızlar besle namazın göğünde.. Sensiz batacak güneşleri düşün. Senin umarsızca batırdığın güneşlerin her biri, bir gün sensiz ve umarsız batacak güneşi ateşliyor gizlice.. Bunu bil ve bil ki namazını son namazınmış gibi kıl..

Yatsı vakti, suskunun üzerine çekilen yeni bir susku gibi geceyi kalbinin üstüne yayar. İçinin fısıltısına yanaştırır kulaklarını. Yüreğin boş sevdalardan boşanır. Göz kapağının tenine değdiği titrek çizgiye doğru çekilir varlığın. Sükûnetin nabzını doldurur gece. Varlığın kıpırtısı biter. Eşyanın kanı çekilir. Şehir yüzünü senden çevirir. Işığın seni uzaklara dürten cezbesi söner. Yatsı dudağını dudağına kilitler. İçinin kıpırtılarına dön yatsı vakti. Ölümün toprağı suskular çekmeden nefesine, şimdi alıp verdiğin her nefeste Rabbinin hatırını saydığını bil öylece yönel Ona... Dünyaya veda vaktidir yatsı vakti. Gün gelecek, yaşaman fazladan görülecek, ölümüne hiç kimse şaşırmayacak. Senin için ömrün gecesi başlayacak. Zaman siyah bir tül gibi üzerine örtülecek... Varlığının kalp atımları zayıflayacak. Heveslerin dünyadan yüz çevirecek. Öyle bilerek var secdeye... Benliğini sıfırla... Kaygılarının kışını erit
secdenin sıcağında..

Vakte dikkat edelim.. Selam ve dua ile Rabbime emanetsin.. Mustafa YARALI..

7
Şair Mustafa Yaralı / Yuregime Yazdim Seni...
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:25:48 ÖÖ »
Yüreğime Yazdım Seni...

Kurak çöle dönmüş sîneme
Bin avuç ümitsin sevginle
Dokunulmamış özlemlerime
Hayat getirdin gözlerinle...

Sevda şarkımın satır aralarında
Keşfedilmemiş nağmesin
Bestakârın suskun notasında
Aşkı bekleyen bir mevsimsin...

İtiraf edemedim kendime bile
Bir dünya kuruyorum senin sevginle
Aşkını sessizce ört üstüme
Duymasın ay. güneş bile...

Titrer ellerim yazamam ismini
Yazılan sevgi dolu cümleleri
Kalemim kıskanır seni senden
Bilmez ki yüreğime yazdığımı seni...

                      Mustafa YARALI
8
General Discussion / Ynt: Rüyanın yorumu bir güzel kitap oldu
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:20:20 ÖÖ »
Bunun sebebini Faruk Taşkale şöyle açıklıyor: "Öncelikle hiç kuşkusuz Efendimiz'in özelliklerini anlatıyor olmaları. İkincisi büyük ölçüde Hafız Osman tarafından ortaya konmuş muhteşem bir grafik tasarıma sahip olmaları. O kadar muntazam ve muhteşem çalışma alanları var ki bu formda, müzehhipleri adeta cezbediyor. Üçüncüsü de Hz. Peygamber'in 'Hilyemi gören beni görmüş gibi olur.' sözünden hareketle, hilyelerin bulundukları yeri kötülüklerden koruyup, o yerlere bolluk, bereket ve huzur getirdikleri inancıdır." Geleneksel edebiyatımızda yazılı form olarak da yer alan hilyeleri, suretin yer almadığı geleneksel İslam sanatlarının deyim yerindeyse 'Hz. Peygamber portreleri' gibi algılamak da mümkün. Tarih içinde binlerce hat ve tezhip sanatçısı yazıyı görselleştirerek, Hz. Ali'den ve sahabeden rivayet edilen nitelikleriyle Hz. Peygamber'in adeta portresini çizmişler. Bu benzetmeyi paylaştığımız tezhip sanatçısı Taşkale, bunu başka bir benzetmeyle paylaşıyor: "Bir hilyeyi tezhip ederken, tabiri caizse, -haddimiz değil ama- sanki O'na kıyafet diken bir terzi gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bunu en iyi şekilde yapabilmek için dikkat kesiliyor, aşkla, büyük bir zevkle, ihtimam gösteriyorsunuz."
Gün geçtikçe ilgi artıyor olsa da, bugün üzücü olan şu ki eskiyle kıyaslanmayacak oranda evler hilyesiz ve evlerde hilye bulundurmanın ritüellerinden çok az kimse haberdar... Hilyelerle ilgili üzücü olan bir başka konu ise, elinde orijinal hilye tablosu bulunduran ya da bu eserleri sergilerde izleyen pek çok kimsenin onlara sadece sanat ve ticari açıdan bir değer atfetmesi... Taşkale, bununla ilgili olarak "Oysa bir hilyenin asıl kıymeti Hz. Muhammed'in özelliklerini anlatmasıdır ve hiç tezhiplenmese bile bu ona verilen kıymet için yeterli sebeptir." diyor. Sanatçı bu düşüncesini pratiğe dökmüş ve kitaptaki eserlerden 50 kadarının yer aldığı Antik Palace'ta ziyaretçilerini bekleyen sergide bakın ne yapmış: "Orta boy bir hilye formunda, bütün metinleri Türkçe olan bir örnek de ortaya koyduk. Bunu, kapıdan girildiğinde sanatseverlerin sergide göreceği ilk eser olacak şekilde yerleştirdik. Hilyenin tezhiplenmiş bir yazı olmadığının, işlevinin, içeriğinin, anlamının daha iyi kavranması için..."
Hilyenin Türkçe anlamı
Çoğu örnekte Hz. Ali'nin rivayetine göre yazılan hilye metninin Türkçe anlamı şöyle: "Hz. Ali (Allah ondan râzı olsun), Hz. Peygamber'i (Allah'ın salât ve selamı O'nun üzerine olsun) vasfettiği zaman şöyle buyurdu: Hz. Peygamber'in boyu ne çok kısa ne de çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa, ne de düz uzun saçlıydı; saçı kıvırcıkla düz arasındaydı. Değirmi yüzlü, duru beyaz tenli, iri siyah gözlü ve uzun kirpikliydi. İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avucu ve tabanları dolgundu, yürüdüğü zaman sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla giderdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi. İki omuzu arasında "nübüvvet mührü" vardı. Bu, O'nun son peygamber oluşunun nişânesiydi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu ve en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler, heybeti karşısında sarsılırlar; fakat üstün özelliklerini bilerek sohbetinde bulunanlar, O'nu her şeyden çok severlerdi. O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse: 'Ben O'ndan önce ve ondan sonra, Resûlullah gibi birini görmedim...' diye O'nu övmede yetersizliğini itiraf ederdi. Allah'ın salât ve selâmı O'nun üzerine olsun."
BURHAN EREN
9
General Discussion / Rüyanın yorumu bir güzel kitap oldu
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:17:11 ÖÖ »
Rüyanın yorumu bir güzel kitap oldu
Kutlu Doğum Haftası'nın en kalıcı etkinliklerinden biri, Hz. Peygamber'i anlatan ve geleneksel sanatlarımızın nadide formu olan hilye ile ilgili bir kitabın yayımlanmasıydı. Tezhip sanatçısı Faruk Taşkale (solda) ile hattat Hüseyin Gündüz'ün 'Hilye-i Şerife' adlı eserinin yayınına en önemli sebep, yazarlardan birinin Peygamberimiz'i gördüğü bir rüya imiş.
Bu yılki 'Kutlu Doğum Haftası' etkinliklerinin en nitelikli, en kalıcı örneklerinden biri, Hz. Peygamber'i anlatan ve geleneksel hat sanatımızın en önemli formu olan 'hilye-i şerife'leri bir araya getiren eserin yayımlanması oldu. Konu ile ilgili hazırlanmış en kapsamlı ilk eser olma özelliğini taşıyan kitap, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Faruk Taşkale ve Yard. Doç. Dr. Hüseyin Gündüz tarafından yazılıp hazırlandı, Antik AŞ tarafından basıldı. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış 300 sayfalık eser, İslam sanatları içerisinde önemli bir yer tutan hilye-i şerîfe'lerin doğuşunu, gelişimini, içeriğini ve sanat özelliklerini içeriyor. Hat sanatının dehası olarak kabul edilen Hâfız Osman'dan eserin yazarlarından hattat Hüseyin Gündüz'e kadar birçok hat üstadının yazdığı yaklaşık 200'e yakın hilyenin fotoğrafının yer aldığı kitapta, Antik Dekor'un 2005'te düzenlediği 'Hilye-i Şerîfe Hat Yarışması'nda dereceye giren eserler de var. Kütüphaneler, resmî ve özel müzeler ile koleksiyonerlerden derlenen hilye-i şerifeleri içeren eser, konuya meraklı kimselerin kütüphanelerinin vazgeçilmezleri arasına gireceğe benziyor. Eserde yer alan hilyelerin bir kısmının yer alacağı sergi ise, Maçka'daki Antik Palace'ta 27 Nisan'a kadar ziyaretçileri bekliyor.
İçeriği, anlamı, hazırlanışı böylesine güzel olan bu kitabın ortaya çıkması, güzel bir rüyaya dayanıyor. Hikayesi ise şöyle: Kitabın yazarlarından Doç. Dr. Faruk Taşkale, geçen yıl Peygamberimiz'i rüyasında görür. Rüyanın onda bıraktığı coşku, bir süre sonra 'O'nun için güzel bir şey yapmalıyım' düşüncesine evrilir. Önce 'Güller ve Hz. Muhammed' adlı bir sergi hazırlamak için niyetlenir ve Hz. Peygamber'in remzi olan gül boyamaya başlar. Hikâyenin bu kitabı ortaya çıkaran kısmını da rüyanın sahibinden dinleyelim: "Antik AŞ'nin geçen yıl açtığı hilye-i şerife yarışmasında dereceye giren eserlerin tezhiplerini öğrencilerimle birlikte yapmıştık. Şirket bu eserleri içeren bir kitapçık hazırlama önerisinde bulundu. Ben de mesai arkadaşım Hüseyin Gündüz Bey ile ortak projemiz olan hilye-i şerife kitabından söz ettim. İki düşünce birleşti ve bu kitap ortaya çıktı."
Hilyeler Peygamberimiz'i anlatır
Hz. Peygamber'in fiziksel özelliklerini, karakterini, insanî ve ahlâkî niteliklerini, tavır ve hareketlerini anlatan hilye metinlerine ve bunların hat sanatı içinde kendine özgü bir formla yazılıp tezhiplerle süslenerek oluşturulan eserlere bunca ilginin sebebi ne? Ki her hattat pek çok hilye-i şerife meşk etmiş ve her müzehhip de bunları süslemiş. Osmanlı döneminde bu eserlerin bir kısmı, matbaalarda basılmış ve neredeyse her evde ya orijinal ya da baskı bir hilye mutlaka bulunurmuş.


   
BURHAN EREN
10
General Discussion / VEDA
« Son İleti Gönderen: Administrator Kasım 03, 2019, 05:10:25 ÖÖ »
Selamünaleyküm Sevgili Kardeşlerim...
Yeryüzündeki varlıkların en mükemmeli insandır.
Çünkü o; en güzel bir şekilde yaratılmış, akıl nimetiyle donatılmıştır. İnsan için başka insanlarla tanışmak, yardımlaşmak, onlarla bir arada yaşamak, en tabii bir ihtiyaçtır. Yeryüzünde huzur içerisinde bir hayat sürdürmek, Allah’ın sayısız nimetlerinden meşru ölçüler içerisinde yararlanmak, neslinin devamını sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak, toplu halde yaşamaya bağlıdır. Cemiyet halinde yaşamak, karşılıklı hak ve sorumlulukları da beraberinde getirmektedir.
İnsanlar arasındaki bütün bu ilişkiler, “fertlerin karşılıklı hakları” içerisinde yer almaktadır. Ana-baba, evlat, eş, komşu, akraba, arkadaş, işçi-işveren hakları bu tür kul haklarındandır.

Bir gün bu fani hayat son bulacak, gerçek hayat dediğimiz Ahiret hayatı başlayacak ve herkes dünyadaki hayatından hesaba çekilecektir. Akıllı ve basiretli insan; Allah’a ve O’nun kullarına karşı vazifelerini yapan, hak ve hukuka saygı gösterip, hesap gününe borçsuz ve günahsız olarak gitmeye çalışandır. Şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır: Kim iyilik ve kötülük olarak ne yapmışsa; mutlaka karşılığını görecektir. Nitekim Cenâbı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük işlerse, onu görür” buyurmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz ise; “Bir kimsenin diğer bir kimsenin haysiyetine, yahut malına tecavüzden dolayı üzerinde bir hak bulunursa, altın ve gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir” buyurmaktadır.
Şu halde diyebiliriz ki; Müslüman, kul haklarına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını alan kimse, o hakkı ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Haksızlık edip de, hak sahibine hakkını vermeyenler; Ahirette pişmanlık duyacaklar ve çetin bir azaba uğrayacaklardır.
Herkesin hak ve hukukuna saygılı olalım. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmaktan sakınalım. Kul hakkını, hak sahibi bağışlamadıkça Allah’ın bağışlamayacağını bilelim. Dünyadaki bir çok kötülük, kavga ve cinayetlerin, insanlar arasındaki huzursuzlukların, kul haklarına saygı göstermemekten meydana geldiğini unutmayalım....

Sevgili kardeşlerim Eğitim hayatımızın bir bölümü olan lise döneminde   birbirimize geçmiş olan küçük büyük haklarımızı helal edelim...

Benim her ne hakkım var ise helal olsun... Lütfen sizde hakkınızı helal ediniz...
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10